Two Ottoman Women from the History of My Family: Nevrestan Osmanoğlu and Mrs. Nezihe

 Nevrestan Osmanoğlu and her sister Mrs. Nezihe

This article is an attempt to note the lives of two Ottoman women from my family history. Compiling the knowledge and information that has been passed onto me through the family history and that I have gained through my personal research about my paternal grandmother Mrs. Nezihe (Doğrusöz) and her sister Nevrestan Osmanoğlu, I aim to shed light on the late Ottoman history and the years of exile for the Ottoman dynasty following the declaration of the Republic.

Circassian Girls in the Palace

It is known that Circassian girls were often taken to the harem, particularly since the 19th century. Historians explain this with the Circassian girls’ adaptability to court life and loyalty to the Ottoman house. Nevrestan Osmanoğlu, my father’s aunt, said in an interview that Circassian girls were taken to the palace between the ages of four and ten. The girls were hand-picked by the Sultan, and given “appropriate” and…

devamı...

Aile Tarihçesinden İki Osmanlı Kadını: Nezihe Hanım ve Nevrestan Osmanoğlu

 Nevrestan Osmanoğlu ve ablası Nezihe Hanım

Bu yazı aile tarihçemden iki Osmanlı kadınının hayatlarıyla ilgili tarihe bir not düşme çabasıdır. Babaannem Nezihe Hanım (Doğrusöz) ve kız kardeşi Nevrestan Osmanoğlu’nun hayatlarıyla ilgili aile tarihçesinden bana aktarılan ve süreç içindeki araştırmalarımdan elde ettiğim bilgileri derlediğim bu yazıyla Osmanlı tarihinin son dönemine ve Cumhuriyet’in ilanından sonra Osmanlı hanedanı için sürgüne dönüşen yıllara ışık tutmayı hedefliyorum.

Sarayda Çerkez Kızları

 

Özellikle 19. Yüzyıldan itibaren hareme Çerkez kızlarının alındığı biliniyor. Tarihçiler bunun en temel nedenlerini Çerkez kızlarının saray hayatına uyum yeteneği ve Osmanlı hanedanına bağlılıklarıyla açıklıyor. Babamın teyzesi Nevrestan Osmanoğlu kendisiyle yapılan bir söyleşide, Çerkez kızlarının dört ve on yaşları …

devamı...

Bir Uzman Gözüyle Cinselliğe Yeni Adım Atan Yeni Nesil için bir Kılavuz

 

Cinsellik arzuyla başlar:

  • Cinsellik mekanik bir eylem değildir. “Arzu” olmadan cinselliğin uyanmasını beklemek gerçek dışıdır. Cinselliği arzuladığınız kişiyle ve hazır hissettiğinizde yaşamak doğal olandır.
  • Hazır hissetmediğinizde, arzu duymadığınızda cinsellik yaşamayın. Cinsel arzu “baskıyla”, “zorlamayla” oluşmaz. Partnerinizin ya da diğer kişilerin size baskı uygulamasından kaçının.
  • Cinsellik ancak arzuladığınız kişiyle, arzuladığınız zaman, arzuladığınız şekilde yaşanmalıdır. Partnerinizi mutlu etmek, ilişkinizi kurtarmak, kendinizi kanıtlamak gibi “diğer” nedenlerle yaşanan cinsellik sağlıksızdır. Kendinize olan güveninizi ve saygınızı olumsuz etkiler.

Arzunun cinsiyeti yoktur:

  • Arzu sadece erkeklerin tekelinde değildir. Arzu doğası gereği eril değildir. Kadınlar da en az erkekler kadar arzu duyar.
  • Arzu
devamı...

Pakize Türkoğlu’yla Köy Enstitülerine Dair!

Mahan Doğrusöz: Pakize Hanım, siz bir köyde doğdunuz ve Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü’nde okudunuz. Size Cumhuriyet çocuğu olmanın nasıl bir duygu olduğunu sormak istiyorum. Cumhuriyet’in ilk yıllarında çocuk olmak nasıl bir deneyimdi?

Pakize Türkoğlu: Savaştan yeni çıkmış bir Türkiye düşünün. Daha bayındırlaşmamış, yani yollar yeni yapılmaya başlanmış, teknoloji yok. Kırk bin köyün beş bininde okul vardı sadece. Bizim köyde okul yoktu örneğin ama okumanın bir yenilik olduğunu herkes biliyordu. O dönemde millet mektepleri, halk evleri açılmaya başlandı. Millet mekteplerinde eski yazı bilenlere yeni yazı öğretiliyordu. Bu arada hiç yazı bilmeyenlerde yeni yazıyı öğreniyordu. O kadar kolay ki yeni yazı! Köy enstitüsü okullarının açılmasının amacı kırk bin köyün hepsine okul götürmekti. Bütün bunlar bir çağdaşlaşma sürecinin başlangıcı.…

devamı...

Gamze Fidan ve Kop-Art Yolculuğu

Kadın Hayatlarını Yazmak Sempozyumu Sunum Metni

Yeditepe Üniversitesi – 19 Nisan 2014

Konuşmama “Kadın Hayatlarını Yazmak” konulu sempozyuma neden Gamze Fidan ve onun yaratımı olan Kop-Art sanat hareketini inceleyen bir çalışmayla katılmak istediğimi paylaşarak başlamak istiyorum:

Kendilik psikoloji okulunu kuran Heinz Kohut “aynalanma” kavramından bahseder. Freud’cu kuramda ve onun ardıllarınca sadece “patolojik” yönleriyle irdelenen insan “narsisizminin” sağlıklı yanını inceler Kohut ve insan narsisizminin sağlıklı yönünün gelişip, büyüyebilmek için ihtiyaç duyduğu en temel psikolojik gıdanın “aynalanmak” olduğunu söyler.

Kohut’a göre her insanın en temel psikolojik ihtiyaçlarından birisi görülmek, fark edilmek, “özgün”, “farklı”, “yaratıcı”, “çığır açıcı”, “sıra dışı” yönleriyle takdir edilmektir.…

devamı...